Dalışta Sağlık - İlaç Kullanımı

Kaptan Sakin TÜRK

Kıdemli
Site Yetkilisi
Dekan
düzenli ilaç kullanmayı gerektiren durumlarda bilinçli dalıcının aklına gelebilecek sorular "Acaba kullandığım (ya da dalış arkadaşımın kullandığı) ilaçlar benim dalış güvenliğimi etkiler mi? Narkoza daha kolay mı girerim? Dekompresyon hastalığı riski artar mı? Oksijen zehirlenmesi daha mı erken görülür?" gibi sorulardır. Bu dalıcıların hepsi dalışla ilgili bir mevzunun bulunmayacağını bildiğinden ilacın prospektüsünü okumaya kalkmaz ve bir bileni bulmaya çalışır. Hekimler normal şartlarda ilacın olası yan etkilerini bilmelerine karşın, hiperbarik koşullarda, yani dalış ortamının farklı fiziksel ortamında ortaya çıkabilecek etkilere aşina olmayabilir. Bu yazıda psikoaktif ilaçlar gibi dalış güvenliğini etkileme olasılığı olan bazı ilaçları ele alacağız.
Aslında ilaçların dalış ortamında ortaya çıkabilecek farklı etkileri konusunda çok fazla bilimsel çalışma bulunmamaktadı r. 1970 li yıllarda J.R. Thomas ve K.G. Walsh adlı araştırmacılar bazı ilaçların 15 metre derinlikte davranış üzerine etkilerini araştırarak bu konudaki araştırmalara öncülük etmişlerdir. Ancak bu konuda yapılacak çalışmaları kısıtlayan bir takım faktörler vardır. İlaçların etkisi farklı çevrelerde ve farklı kişilerde değişiklik gösterebilir. Nitrojen, oksijen ve karbondioksit kısmi basıncındaki artış, soğuk su, egzersiz ve yorgunluk gibi dalış çevresinden kaynaklanan faktörler ilaçların etkisini değiştirebilir. Bazı belirtilerin önemsenmemesi, ortaya çıkan etkilerin bilinmemesine yol açabilmektedir. Bildiğim kadarıyla dalış ortamında ilaç etkilerini içeren bir veritabanı da yok. Ayrıca insan üzerinde kontrollü bir araştırma yapmak etik olarak pek de uygun sayılmayacağından bu konuda bildiklerimiz kısıtlıdır.
İlaç kullanımında dalış söz konusu olduğu zaman öncelikle ilaç kullanmayı gerektiren durumun dalışı engelleyip engellemeyeceğ i değerlendirilmelidir . Daha sonra ilacın normal koşullardaki yan etkisi ele alınarak, dalış esnasında bu etkilerin dalış güvenliğini tehdit edip etmediği araştırılmalıdır. İlaçların solunan gaz karışımı ile etkileşimi ve ilacın dalış sonrasında herhangi bir olumsuz etkisi olup olamayacağı göz önünde bulundurulmalı dır.
Hepimizin bildiği gibi ilaçlar belli şikayetleri ortadan kaldırmak amacıyla alınmaktadır. Bu durum uyuşturucu kullanımında da geçerlidir. Kendini depressif hisseden veya anksiyetesi bulunan bağımlı bu durumu ortadan kaldırmak için uyuşturucuya başvurmaktadır. Dalış belirli ölçüde bir stresi de beraberinde getirmektedir. Bu stres faktörlerini anksiyete, soğuk, güneş ışını, egzersiz/efor, düşük ya da yüksek karbondioksit ve oksijen düzeylerine maruz kalma, nitrojen narkozu ve barotravmalar olarak sıralayabiliriz. Burada önemli olan, ilaç almamızı gerektiren durumun, dalışta karşılaşılabilecek streslerle birleşerek dalış güvenliğini olumsuz yönde etkilemesidir. Epilepsi, patent foramen ovale, panik atak ve psikozlar gibi dalışa kesin engel olması gereken hastalıkların yanında, bazı durumlarda dalışa bağlı gelişen dekompresyon hastalığı ve akciğer barotravması olgularında görülen belirtilere benzer belirtiler görülebileceğinden bu hastalıkların tanısı güçleşebilir. Bazı ilaçların kullanımı halinde dikkatli bir zamanlama ile dalış keyfinden mahrum kalınmayabilinir. İlaçların etkisi ve semptomların geçiş süresi değerlendirilerek güvenli bir dalış yapılabilir. Ancak değerlendirmede sadece ilaçların etki ve yan etkisi düşünülmemeli, alınan ilaçların dekomresyon hastalığı belirtilerini maskeleyebileceğ i de göz önünde bulundurulmalı dır. İlaçların etki süresi de bir başka konudur. Bazı ilaçlar birkaç saatte etki edebildiği gibi, bazı ilaçların etkisini görebilmek için haftalar geçmesi gerekebilmektedir. İlaç etkisi gösteren maddelerin vücuda sadece tablet ya da enjeksiyon şeklinde girmediği de akılda tutulmalıdır. Bazı yiyecek ve içeceklerdeki katkı maddeleri de dalışta istenmeyen bir etkiye neden olabilir. Örneğin dalıştan önce kafeinli yiyecek/içecek alanların dalış elbiselerini çıkardıklarında genellikle etrafa hoş olmayan bir kokunun yayılması, kafeinin idrar miktarını arttırıcı özelliğinden kaynaklanmaktadı r. Vücudun sıvı dengesinin bozulduğu durumlarda dekompresyon hastalığı riskinin arttığı bilinmektedir. Sıvı kaybına neden olan alkollü içeceklerin dekompresyon hastalığı riskini arttırması da bu nedenledir.
Kullanılan ilacın prospektüsünde eğer aşağıdaki durumlardan bahsedilmişse dalıştan sakınmak genel olarak doğru bir yaklaşım olacaktır.
-Motorlu araç kullanma gibi dikkat gerektiren durumlardan sakınılması önerilmiş ise,
- Vücuttan sıvı kaybına neden olduğu belirtilmiş ise,
- Kan basıncında düşmeye, baş dönmesi ve göz kararmasına neden olduğu belirtilmiş ise,
- Kanın pıhtılaşma özelliğini azalttığı bildiriliyorsa,
- Güneş ışınlarına hassasiyeti arttırdığı belirtilmiş ise,
- Halisülasyonlara ve bilinç düzeyinde değişikliklere neden olduğu bildiriliyorsa dalıştan sakınmak yerinde ve doğru bir karar olacaktır.
Ülkemizde yaklaşık 7500 ilaç sağlık bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış tır. Bugün piyasada yaklaşık 4500 ilaç bulunmaktadır. Her grup ilacı dalış esnasında kullanımıyla ilgili olarak ele almak pratikte mümkün değildir. Aşağıda sık kullanılan bazı grup ilaçların kullanımı ile güneş ışığı, deniz tutması da dahil olmak üzere dalış ortamı ile olası etkileşimi bulacaksınız.


Ağrı Kesiciler: Güçlü ağrı kesiciler kullanması gereken dalıcının sağlık sorunu büyük olasılıkla dalışa engel bir durumdur. Özellikle narkotik analjezikler dikkat düzeyinde değişikliğe yol açtığından dalış güvenliğini olumsuz yönde etkileyebilir. Ayrıca ağrı kesiciler dekompresyon hastalığı belirtilerini maskeleyerek tanıyı güçleştirebilir.
Aasetil salisilik asit (aspirin): Mide şikayetlerine neden olabilir, kanın pıhtılaşma özelliğini azaltarak barotravma, sinüs sıkışması ve yaralanmalarda kanamayı arttırabilir. Mide ülseri, gastrit, yanma ve ağrı şikayeti olanlar, antikoagülan (kan pıhtılaşmasını önleyici) ilaç alanlar aspirin kullanırken doktoruna danışmalıdır. Basınç odası çalışmalarında aspirinin basınç altında olumsuz bir etkisi gözlenmemiştir.
Asetoaminofen (parasetamol: panalgine, tylol, tamol…): Yan etkisi aspirinden daha azdır. Kanın pıhtılaşma özelliği üzerine etkisi yoktur ve mide şikayetlerine neden olmaz. Dalış koşullarında aspirine tercih edilmelidir.


Narkotik analjezikler( kodein: aferin, dolviran, kaşe… ): Narkotik analjezikler alınmasını gerektiren durumlar büyük olasılıkla dalışa engel olması gereken durumlardır. Bu ilaçlar sedatif etkiyle bilinç düzeyini etkiler. Algılama ve yorumlama, dikkat düzeyi olumsuz yönde etkileneceğinden dalıştan sakınılmalıdır. Bu ilaçlar solunum depresyonu yaptığından basınç altında oksijen zehirlenmesi etkilerinin artabileceği belirtilmektedir.


Amfetaminler: Kalp damar sistemine etki ederek ritm bozukluklarına yol açabilir. Paranoya ve halisülasyonlara neden olabilir. Algılama ve yargı yeteneğinde, kas koordinasyonunda bozulmaya yol açtığından, hipotermi riskini arttırdığından ve oksijen zehirlenmesini kolaylaştırabileceğ inden dalış güvenliğini olumsuz etkiler.


Antiasitler: Genellikle olumsuz bir etkileri yoktur. Aşırı doz kullanımlarında ishal sonucu vücut sıvı dengesi bozulabilir ve bu durum dekompresyon hastalığına hassasiyeti arttırabilir.


Antiepileptikler: Carbamazepam, fenitoin (tegretol, epdantoin…): Bu ilaçlarının kullanımını gerektiren epilepsi (sara) zaten dalışa engel bir durumdur. Ancak bazen epilepsi dışında da kullanımı söz konusu olabilir. Nitrojenin narkotik etkisini arttırdığı bildirilmektedir.


Antidepresanlar: Kullanımını gerektiren durum genellikle dalışa engeldir. Tedavi altında bulunan aktif depresyonlu kişilere dalış önerilmemektedir. Sedasyona neden olan bu ilaçlar diğer ilaçlarla da etkileşim gösterebilir. Bazı türlerinin güneş ışığına karşı hassasiyeti arttırdığı da bildirilmektedir. Bu gruptaki ilaçlar uyku hali, baş dönmesi ağız kuruluğu, halsizlik, yorgunluk, kan basıncında düşüklük, kalp ritminde düzensizlikler, anksiyete, ajitasyon, konsantrasyon bozukluğu gibi dalış güvenliğini tehdit eden bir çok yan etkiye yol açabilir.


Antidiyabetikler: İnsülin: İnsüline bağımlı diyabetiklere genellikle dalış izni verilmez. Egzersize bağlı gelişebilecek hipoglisemi atakları bilinç düzeyinde bozulmaya neden olarak dalıcı hayatı tehlikeye girebilir.


Antihistaminikler: Alerji nedeniyle ortaya çıkan semptomlara karşı kullanılan bu ilaçların bir kısmı uykuya neden olur. Yan etkiler kişiden kişiye değişebilir. Bazı türleri aynı zamanda deniz tutmasına karşı da etkilidir. Bu grup ilaçlarda zaten motorlu araç kullanılmaması uyarısı vardır. Kulak ve sinüs barotravmasında konjesyonu gidermek amacıyla kullanıldığında bazen rebound etki ile barotravma riski artabilir. Bazılarında güneş ışınlarına karşı hassasiyetin arttığı bildirilmektedir. Bu tür ilaçların yan etkisi kişiden kişiye değişebilmektedir. Dikkat düzeyinde değişiklik, uykuya meyil, algılama ve yargılama yeteneğinde bozukluk, ağız kuruluğu gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu kişiler dalıştan sakınmalıdır. Ayrıca sedatif etki nedeniyle nitrojenin narkotik etkisinin artabileceği belirtilmektedir.


Antihipertansifler: Kalsiyum kanal blokerleri, damar genişleticiler (Diltiazem, amlodipin, nifedipin, prazosin: diltizem, norvasc, nidilat…): Kullanmayı gerektiren kroner kalp hastalığı ve hipertansiyonun kendisi dalışa engel olabilir. Yüksek dozlarda ani postür değişikliklerinde (birden ayağa kalkma) kan basıncı düşmesi sonucu baş dönmesi bilinç kaybı görülebilir. Basınç artışıyla bir etkileşim bildirilmemiş tir.
Beta blokerler (Atenolol, metoprolol, propranolol: tensinor, dideral…): Bu tür ilaçlar kalp üzerindeki Beta reseptörlerini bloke ederek adrenalin uyarısını azaltırlar. Böylece kan basıncı düşer ve anjinal ağrı ortadan kalkar. Ancak fizik performansı da etkilediğinden dalış esnasında gerekebilecek güçlü egzersiz halinde sorunlar yaşanabilir. Astım hikayesi olanlarda ya da meyilli olanlarda astım ataklarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Bazen güneş ışınlarına hassasiyeti arttırdığı söylenmektedir. Basınç artışı ile direkt bir etkileşim bildirilmemiş tir.


ACE inhibitörleri (Enalapril, lisinopril, silazapril: enapril,zestril. ..): Egzersiz kapasitesi üzerine etkileri minimumdur. Bazı kişilerde kuru öksürük ve solunum yollarında ödeme yol açabilir. Bu kişiler dalışta sorun yaşayabilir.


İdrar söktürücüler (Hidroklorotiyazid, triamteren, asetazolamid: lasix, triamteril.. .): İdrar çıkışını arttırarak dehidratasyona neden olabilirler. Aşırı sıvı kaybı halinde dekompresyon hastalığı riski artmaktadır. Beraberinde gelişen potasyum kaybı halsizliğe ve kalp ritminde değişikliklere yol açabilir. Bu ilaçları kullananlara dalış gününde almamaları önerilebilir.


Antibiyotikler:
Penisilin, tetrasiklin, siproflaksasin (tetra, alfasilin, cipro...): Antibiyotik eğer bir üst solunum enfeksiyonu nedeniyle alınıyorsa barotravma riski yüzünden zaten dalış yapmak sakıncalıdır. Mide barsak enfeksiyonu olanlarda ishal ve kusma sonucu gelişen ciddi sıvı kaybı dekompresyon hastalığına hassasiyeti arttırır. Tetrasiklin güneş ışınlarına hassasiyeti arttırarak ciddi güneş yanıklarına neden olabilir. Yüksek basınçta bazı ilaçların kan beyin bariyerini aşabildiği belirtilmektedir. Örneğin aminoglikozid grubu antibiyotiklerin yüksek CO2 kısmi basıncı varlığında kan beyin bariyerini aşabildiği belirtilmektedir. Yüksek O2 basıncının da sulfonamidlerin etkisini arttırdığı belirtilmektedir. Penisilin ve türevlerinin dalış koşullarında artan bir yan etkisi belirtilmemiş tir.


Antienflamatuar İlaçlar: Diklofenak, felden, indometazin, tenoksikam (tilcotil, felden, endol..) : Bu tür ilaçların mide barsak üzerine olan yan etkileri açısından dikkat etmek gerekir. Felden'in güneş ışınlarına hassasiyeti arttırdığı belirtilmektedir.


Barbituratlar: Bilinç düzeyinde yaptığı değişiklikler dalış güvenliğini olumsuz yönde etkiler. Eğer nöbetleri önlemek için alınıyorsa, hiperbarik koşulların nöbet eşiğini düşürebileceği söylenmektedir.


Antikoagülanlar:

Coumadin: Coumadin kullanmak durumunda olanların genellikle zaten dalışa engel olması gereken bir kalp hastalığı vardır. Sinüs sıkışması halinde ciddi kanamalar oluşmasına neden olabilir.


Heparin: Teorik olarak uzun süre yüksek oksijen düzeylerine maruz kalma hallerinde, kanamalara neden olarak akciğer hasarını arttıracağı söylenmektedir. Kullanımını gerektiren durumlar genellikle dalışa engel hastalıklardır.


Astım İlaçları: Salbutamol sulfat (ventolin): Salbutamol kullanmayı gerektiren astım hastalığı büyük olasılıkla dalışa engeldir. Soğuk ve kuru hava, deniz suyu aspirasyonu astım ataklarını tetikleyebilir.


Kafein: Kahve, çay, kolalı içecekler, çikolata: Aşırı alımı ritm bozukluklarına, çarpıntıya yol açabilir. İdrar çıkışında artışa neden olması vücuttan sıvı kaybına, dolayısıyla dekompresyon hastalığına hassasiyetin artmasına neden olabilir.


Kalp Glikozitleri:
Digital (digoxin): Digital kullanımını gerektiren kalp hastalığı dalışa engel bir durumdur.


Dekonjestanlar: Pseudoefedrin hidroklorit, fenilpropolamin (sudafed, actifed): Eğer bir dekonjestana ihtiyaç duyuyorsanız zaten dalış yapmaya engel bir probleminiz var demektir. Bazen dalıcılar kolay sinüs/kulak eşitleme yapabilmek için de bu tür ilaçları kullanmaktadı rlar. Bu ilaçlar burun mukozasında hipoksik ortam oluşturabilirler ve bu nedenle ilacın etkisi geçince rebound etki sonucu mukozalarda daha fazla konjesyon görülebilir. Bu nedenle çıkış barotravması riskini azaltmak için ilacın zamanlaması önemlidir. Bu ilaçlar yan etki olarak uyku hali ve konsantrasyon bozukluğuna neden olabilir. Nitrojenin narkotik etkisini arttırdığı da söylenmektedir.


Deconjestan spreyler (otrivin): Uzun süre kullanımda tolerans gelişerek konjesyona karşı kullanıldığı halde konjesyona neden olabilir. Dalış esnasında etkisinin geçmesi halinde çıkışta kulak ve sinüs barotravması görülebilir.


Alkollü İçecekler: Tıpkı araç kullanılmaması gerektiği gibi, alkollü olarak dalış da yapılmamalıdır. Hatta alkollü olarak araç kullanılsa bile alkollü olarak dalış yapılmamalıdır. A.B.D. de erişkin erkek boğulmalarında % 80 oranında alkol kullanımının söz konusu olduğu bildirilmiştir. Alkolün etkisi her dalıcı tarafından bilinmektedir. Vücuttan sıvı kaybına neden olması da dalışta önemlidir. Ayrıca alkolün nitrojenin narkotik etkisini arttırdığı bilinmektedir. (Kendi yorumum; zaten alkol almışsan keyifli zaman geçiriyorsundur niye dalıyosun?… Yok keyf almıyorsan niye içiyosun?..Haa dalıştan daha fazla zevk alıyorum diyosan da su iç kardeşim!)


Keyif Verici Maddeler:
Kokain: Eforik etki, depresyon, irritabilite ve rebaund etki sonucu kişinin algılama/yargı lama yeteneği bozulabilir. Nabız ve kan basıncında artış kardiyak sorunlara neden olabilir. Nitrojen alımı ve dağılımındaki değişiklikler dekompresyon hastalığı açısından risk oluşturabilir.


Marijuana: Etkileri uzun sürebilir. Yargılama, algılama, hafıza ve mantıklı düşünmeyi etkilediği için boğulmayı kolaylaştırdığı bilinmektedir. İleri düzeyde anksiyete, saplantı halinde düşünceler ortaya çıkabilir. Damarların soğuğa karşı verdiği cevabı engelleyerek hızlı ısı kaybına neden olabilir. Sürekli kullananlarda görülen kronik bronşit de dalış esnasında soruna neden olur. Etkiler derinlikle artabilir, son kullanıma ait etkiler artan basınçla tekrar ortaya çıkabilir. Yine vücudun nitrojen alımını ve dağılımını etkilediğinde dekompresyon hastalığı açısından risk oluşturabilir.


Trankilizanlar:
Benzodiazepinler (diazem): Tedavi olmayı gerektiren anksiyetenin kendisi dalışa engel bir durumdur. Ayrıca yan etki olarak ortaya çıkan uyku hali, düşüncenin yavaşlaması, problem çözme yeteneğinin zayıflaması, algı ve yargının bozulması dalışta tehlike yaratabilir. Nitrojen narkozunu arttırır.


Fenotiyazinler (largactil): Şizofreni gibi zaten kendisi dalışa engel olan ciddi psikiyatrik hastalıklarda kullanılır. Benzodiazepinlerde görülen yan etkilere neden olduğundan dalış güvenliğini tehdit eder. Nitrojenin narkotik etkisini arttırarak daha sığ derinliklerde görülmesine neden olur.
alıntı :zeppelin
 
Geri
Üst